Avşar, Avşarlar, Dadaloğlu, Bozlak, Kayseri, Burs başvurusu,

Avşarlar Tarihi

Avşarlar, Türk ulusu içinde önemli bir boydur. Oğuz Efsanesi'ne göre Av-şarlar, Bozoklar denilen Oğuz Kağan'ın büyük oğullarından Yıldız'ın en büyük oğlunun adı olan Avşar'dan gelmektedir.

Avşarlar diğer Oğuz boylarıyla birlikte Ortaasya'dan göç ederek Anadolu'nun çeşitli yerlerine, bu arada İran, Irak, Suriye, Afganistan ve Azerbaycan'a yayılmışlardır. Avşarlar, Oğuzlar'ın öteki torunları Kınıklar, Kayılar gibi devlet kurmuş, büyük hükümdarlar ve sülaleler yetiştirmişlerdir. Karamanoğulları, Akkoyunlular, Aksungurlar, Zengiler bunlardan bazılarıdır. Ayrıca Gündüzoğulları, Özeroğulları, Küçük Ali Oğulları ve Kozanoğulları gibi Avşarlar'dan kurulu ya da onların güçlü desteğiyle yaşamış sülaleleri de sayabiliriz.

Türk boylan içinde siyasal üstünlük Kınık, Kayı ve Avşar boylarında olmuştur.
Avşar sözcüğü eski metinlerde "Avşar" ya da "Afşar" biçiminde yazılırdı. Avşar sözcüğünü ilk kez Arap tarihçisi Makrizi'de görüyoruz. Bu sözcük onda bir köy adı olarak geçer. Ama yazıya geçmese bile halk arasında bu sözcüğün sıkça kullanıldığını tahmin etmek güç olmasa gerektir. Kaşgarlı Mahmut bu sözcüğü Afşar biçiminde yazıyor. Burada Afşar, "işlerini çabuk yapan" anlamında kullanılmaktadır.

Reşid-al Din ise bu sözcüğü "Avşar" biçiminde yazmıştır. Reşital Din'e göre Avşar sözcüğü, "Çevik ve vahşi hayvan avına hevesli" anlamına gelmektedir.
Yazıcıoğlu'nun listesinde de bu sözcük "Avşar" biçiminde yazılmış olup, "Yani cüsta ü çalak ve ava ve canavara ve kuşa hevesli" anlamında kullanılmıştır.

Vambery, Avşar adının "toplayıcı, zaptiye neferi, mübaşir anlamında olduğunu söylüyorsa da bunun gerçekle bağdaşmadığı ortadadır.
G. Nemeth, Avşar adının Kırım lehçesinde auş fiilinden geldiğini ve bu sözcüğün "itaat etmek, müsaade etmek" anlamında olduğunu belirtiyor. Fakat, bizce bu açıklama zorlamadan ve uydurmadan başka bir şey değildir.

Yaptığımız araştırmalara göre, Avşar sözcüğünün, İslam'dan önce ALPŞAR biçiminde söylendiği anlaşılmaktadır. 

ALP: Yiğit, kahraman, er...

ŞAR: Şarlamak'tan çağlamak, kükremek... 

Böylece Alpşar-Avşar: 

Kükreyen yiğit, çağlayarak giden kahraman anlamlarına gelmektedir. Avşarlar'ın orta totemleri tavşancıl, şölenlerde koyunun sağ umacası (kısmı) dır.

Avşarlar'ın, Dede Korkut Destanlarında geçen ve Oğuzeli diye bilinen Sir-Derya bölgesinde yaşadıklarını biliyoruz. Büyük göçle birlikte oradan Huzistan, Horasan yoluyla Anadolu'ya gelmişlerdir. Bunlardan bir kol da Irak, Suriye yoluyla yine Anadolu'ya gelmişlerdir.

İncelemede kolaylık olması bakımından Anadolu Avşarları'nı iki bölüme ayırmak yerinde olur:

Bunlardan birinci bölüm, Selçuklular zamanından itibaren ve daha sonraki yıllarda yurdumuzun çeşitli illerine dağılmış, oralarda çok eskiden beri yerleşik düzene geçmiş olan Avşarlar. Ki bu Avşarlar daha önce yerleşik düzene geçtiklerinden, bunların bir kısmı Avşarlıklarını unutmuşlardır. Germiyenoğulları, Karamanoğulları gibi.

İkinci bölüm Avşarlar ise 1865 yılında Derviş ve Ahmet Cevdet Paşalar'ın Fırka-i İslahiyye harekatıyla iskan edilen (yerleştirilen) Avşarlar'dır. Bu Avşarlar, Recepli Avşarları diye bilinir.

Bu kitapta söz konusu edilen Avşarlar bu ikinci bölüme giren Recepli Avşarları'dır. Çünkü Dadaloğlu bu göçebe Avşarlar'ın içinden çıkmış, onlarla birlikte dolaşmış, onlarla birlikte yaşamıştır.

Dadaloğlu ve bağlı bulunduğu bu Avşarlar 1865 yılından sonra yerleşik düzene geçtiklerinden, Ortaasya'dan beri gelenek ve göreneklerini en canlı biçimde yaşatan Oğuz boylarından biri olmuşlardır.

Bugün bu Avşarlar, Kayseri'nin Pınarbaşı, Sarız, Tomarza ilçeleriyle bu ilçelere bağlı yüz on kadar köye iskan edilmişlerdir. Ayrıca Çukurova'nın bazı köyleriyle Tufanbeyli ve Göksun'un bazı köylerinde de Avşarlar yaşamaktalar."

Osmanlılar Arap ve İran kültürüne açıktı. Göçebe Avşarlar ise kendi kültür ve geleneklerini yaşatmışlardır. Bu durum doğal olarak kapalı ekonomi, kapalı kültürde bulunmalarının bir sonucuydu. Türk Dili'nin zengin diller arasında sayılmasında elbette göçebe Oğuzlar'ın önemli bir katkısı olmuştur. 

Bir örnek vermek gerekirse, Osmanlı'nın İstanbul'unda Fatih Sultan Mehmet, Arapça'yı resmi dil haline getirirken; ondan çok önce Avşar Karamanoğlu Mehmet Bey:

"...Türkçe'den başka bir dil kullanılmayacaktır." diye buyruk vermişti. 

Yine bir başka Avşar Akkoyunlu Uzun Hasan ezanı ve Kur'an'ı Türkçe okutmaya çalışıyordu.
Avşarlar, Türkmenler'in bir bölüğü oldukları halde Anadolu'da hep Türkmen'den ayrı bir kol olarak tanınmışlardır. Bunun nedeni Avşarlar'ın büyük ve ağırlıklı bir boy olarak görülmesidir.

Kaynakça
Kitap: AVŞARLAR VE DADALOĞLU
Yazar: Ahmet Z. Özdemir